Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Kurtlar Vadisi GLADIO

GLADIO

Merhaba arkadaşlar.Fİlm tamda Ergenekon, telekulak, ıslak imzanın gündemde olduğu zamanlara denk geldi.Zaten GLADIO‘da derin devlet olaraylarını anlatıyor.Başrolü Muza Uzunlar oynuyor.Kurtlar Vadisi Pusu‘da ün kazanan, oyuncu bu filmde güzel işler çıkarmış.Aynı zamanda daha sinemalarda yayınlanmayan film korsanların eline düşmüş, ama ne güzeldir ki korsanların bastıkları cd’ler boşmuş çıkmış.En güzel haber 20 Kasım‘da vizyonda olması.Bir sonra ki yazımda sizlere GLADIO izlenme sayısı, sahılat miktarını yazarım.Şimdi fragmanı izlemeyen arkadaşlar varsa, fragmanı ekledim.Ama yeniden izlemek isteyen varsa buyursun izlesin.Tabi bu fragmanı izlemekle olmaz, sinema’da izliceksin ki filmi yapan adamlar kazansın, ve bir daha bizi ilgilendiren konuları ele alsın.Sağlıcakla kalın.Güle Güle.

 

Merhaba arkadaşlar.Her gün birşeyler duyuyoruz, bu önemli bir kişinin ismi, önemli kuruluşların ismi, dünyaya yararlı olmuş kişiler, yada bir hastalık! Peki bu duyduğunuz şeyleri hiç araştırdınız mı ? Yada araştırmayı unuttuğunuz oldumu ? Ama ben size bir kaç isim ve onları araştırabileceğiniz linkler vericem.İnsanoğlu ne kadar çok merak ederse o kadar öğrenir.

Bir söz vardır, “Öğrendikçe Anladım Ne Kadar Cahil Olduğumu” diye bizde öğrenebildiğimiz kadar öğrenelim.O kadar çok cahillikten, kültürsüzlükten uzaklaşalım.Her zaman size bizden daha medeni insanlar var diyen olucaktır, unutmayın biz Osmanlı torunları olarak, insanlığa medeniyeti öğrettik.Günümüzde tek değişen şey Avrupa’dan bize ihraç olmasıdır.İnsanlar kendilerine bazı kahramalar belirler ve bu kahramanların yaptıklarını yapmak ister.Aynen bir çocuğun Örümcek adamı, Süperman’i özenmesi gibi.Tabi ki yaş ilerledikçe insan başka insanları kendilerine favori karakter olarak belirliyor.Bir Kurtlar vadisini izleyen gencin Polat gibi davranmak istemesi.Yada iş hayatında olan bir kişinin önemli iş adamlarını örnek alması gibi.

Şimdi biz geçelim, Çok Konuşunlar Ama Az Bilinen Şeyler’e okumak için ;

Titanic; Batmaz denilen gemi ilk seferini battı ne kadar ilginçtir, dünyanın en büyük gemisini yapıyorsun ve bir buz dağına çarpıp batıyor.Ve düşündükleri bir lanet; “Buna işaret olarak, gemiye verilen “390904″ numarasının suya yansımasında ki tersten okunuşnda “No Pope” (Papa Yok) ifadesi gösteriliyordu.”

İMF (International Monetary Fund) ; Daha bir kaç ay önce ülkemizdeydiler ve bizi gene borç batağına sürüklemeyi düşünüyorlardı.Ama ne güzeldir ki almadık, peki aranızda İMF nedir bilen varmıydı? Dünyanın yaka silktiği bir modern tefecileri biliyormuydunuz? Bilmiyorsanız okuyunda bir dahaki geldiklerinde beraber taşlarız.

Okumaya Devam »

FishVille nedir? Nasıl oynanır?

fishville2Merhaba Arkadaşlar.FishVille Facebook‘un kendisine özel, insanları sitede tutmak adına yapılmış bir oyun.Aranızda FarmVille oynayanlar varsa aralarında hiç bir fark olmadığını anlıcaktırlar.Ama ben gene bildiğim kadarıyla sizlere aktarım.Oynamasıda size kalsın.Lafı fazla uzatamdan direk anlatıma geçicem.Resimde gördüğünüz bazı yerler numaralı, size numara isimlerini vererek anlatıcam.

Numara Anlatım

1.Oyunun müziğini kapamak içindir.

2.Oyundaki su v.b oyun efekti seslerin kapanasını sağlar.

3.Paranızın (Coin) Bulunduğu yerdir

4.Yer Exp (Puan) ve Level’inizin bulunduğu yerdir.

5.Facebook arkadaş listenizde FishVille oynayan arkadaşlarınız varsa ekleyebileceğiniz yer.

6.Oyun imlecidir, akvaryumda bir yere tıkladığınız zaman balıklar o alanda kaçar.Bayada zevkli =)

Okumaya Devam »

Nefes Filmi 2 Milyonu Aştı

Nefes Filmi

Merhaba arkadaşlar.Nefes filmi hakkında önceden blogumda yazı yazmıştım.Ve bu filmi 2 milyondan fazla kişi tarafından izlenmiş ve hasılat olarak 16.608.135,50 TL kazanılmış.Sizinde bunu görmenizi istiyorum.Box Office Türkiye‘de izlenme sayısı ve hasılatı yayınlanmış, buyrun sizde bakın. www.BoxOfficeTürkiye.com Tıkla.

Diktatör

İstanbul’da bir baloda idim. Sarı saçlı bir delikanlı gelip karşıma dikildi. Adı Ekrem yahut Kenan olacak… Bir balo için aşırı sayılacak laubaliliklerle etrafındakilerin dikkatini çekmiş olacak, bir aralık ortadan uzaklaştırdıklarını hissettim. Halbuki onunla konuşmak da istiyordum. Nihayet döndü dolaştı bir fırsatını buldu gene karşıma çıktı. Bana düpedüz: “Size diktatör diyorlar, doğru mu?” dedi. Ona şu cevabı verdim:

“Ben diktatör olsaydım sen bana bunu soramazdın. Bir takım inkılap zaruretiyle bir takım yenilikleri kabul ettirmeye çalışan adam diktatör değildir! Diktatör, hoşgörüsü olmayan adamdır. Karşısında her fikir söylenemeyen adamdır. Diktatör, kendi düşüncelerine aykırı fikir söyleyenlere kin güden adamdır. Bunun haricinde diktatörlük, tehlike, inkılap, fevkalade zamanlarda lazım bir demokrasi müessesesidir. Demokrasi tarihinde böyle muvakkat böyle muvakkat diktatörlüklere rastlanır. Benim, on beş senedir, bazı fikirleri bu memleket hayrına kabul ettirmek için sarf ettiğim gayretlerde hiç bir şahsi endişe yoktur. Benim, belki demokrasinin anladığı manada diktatörlüğe benzer hareketlerim görülmüştür. Fakat, Tiran asla olmadım.”

Okumaya Devam »

Vatanımın Toprağı Temizdir!

Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaştı. Atatürk de rıhtımda O’nu bekliyordu. Deniz dalgalı idi ve kralın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de Kral’ı rıhtıma almak üzere elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören kral bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk:

-Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez! diyerek, Kral’ı elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi.

Türk Milletine Olan Hayranlığı

Zamanının ünlü biyografi üstadı alman Emil Ludwig 1934’de Atatürk’ün hayatını yazmak için Ankara’ya gelmişti. Eserleri arasında geçmişin ve yaşanılan devrin iz bırakmış nice şahsiyeti vardı.

O günlerde Polonya Cumhurbaşkanı, çok ünlü bir piyanist, bir virtüöz olan Ignas Jan Paderavsky’nin hayatını yazıyordu. Mustafa Kemal kendisini kabul ettiğinde, önce bedeni hususiyetlerini uzun uzun tetkik etmesi genel sekreteri Hikmet Bayur’un dikkatini çekmişti. Nitekim soyu sopu üzerinde bilgiler edindikten sonra Hikmet Bayur’a Ata’nın musiki ve bilhassa keman-piyano ile meşgul olup olmadığını sormuş Bayur’un bu soru üzerine şaşkınlığını görünce şu açıklamayı yapmıştı:

-“İzah edeyim. Atatürk’ün parmakları daha çok bu müzik aletleriyle meşgul olanların bariz hususiyetleridir. Mesela Paderavsky’ninki böyledir. Size rica edeceğim. Bana bir elinin parmaklarını bir kağıda çizer, verir misiniz?”

Okumaya Devam »

Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti, kendisine:

-Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz ? diye sordu.

Olabilecek bir şey değildi ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:

-Yarım milyonun bu uğurda ölür mü ? diye sordu.

Adamcağız yüzüme baka kaldı:

-Fakat paşa hasretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var ? Başımızda siz olacaksınız ya… dedi.

-Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.

Bir Türk Dünyaya Bedeldir!

Ata Kastamonu’yu ziyaret etmişti. Kışlaya da uğramıştı. Koğuşları geziyordu. Her koğuşta birçok vecizeler vardı. Güzel sözlerdi bunlar. Bir koğuşta büyük bir levha yazılmış :

-Bir Türk on düşmana bedeldir.

Atatürk bunu görünce birdenbire durdu, yüzü değişti, gözleri daldı. Sonra sert bir sesle:

-Hayır, hayır… dedi. Bir Türk dünyaya bedeldir.

İngiliz Kral’ına Verilen Ziyafet

VIII. Edward

İngiliz kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:

-“Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!…” dedi.

Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular… Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:

-“Sizi tebrik eder ve teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim” diyerek memnuniyetini bildirdi.

Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:

-“Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!” dedi.

Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekasına hayran oldular. Atatürk garsona da “vazifene devam et” emrini verdi.

Eski Gönderiler »